Müşterinin bir ürünü, belirli bir durumda ilerleme kaydetmek, yani bir işi yaptırmak için “işe aldığını” varsayan yaklaşım. Clayton Christensen ile yaygınlaştı; odağı müşterinin özelliklerinden ulaşmak istediği sonuca çevirir.
Yapılacak iş yaklaşımı basit ama güçlü bir soru sorar: müşteri bu ürünü hangi işi yaptırmak için işe alıyor? Pazarlamanın bilinen sözüyle, insanlar matkap değil duvarda bir delik ister; o deliği de bir tablo asmak, yani evini güzelleştirmek için ister. İş üç boyutta düşünülür: işlevsel (ne yapılması gerekiyor), duygusal (kişi nasıl hissetmek istiyor) ve sosyal (başkalarının gözünde nasıl görünmek istiyor). Yaygın bir yazım kalıbı: “[Durum] olduğunda, [motivasyon] istiyorum, böylece [beklenen sonuç].”
Yaklaşımın en büyük katkısı rekabeti yeniden tanımlamasıdır. Aynı işi yaptırmak için müşterinin işe alabileceği her şey rakiptir: başka bir uygulama, bir hesap tablosu, bir çalışan, hatta işi ertelemek. Tasarım Odaklı Ürün Yönetimi’nde persona “kim?” sorusunu, yapılacak iş ise “o kişi bu anda neyi başarmaya çalışıyor?” sorusunu cevaplar. İkisi birlikte, demografiye değil duruma dayalı bir müşteri anlayışı verir. Aynı persona farklı durumlarda farklı işler için farklı ürünleri işe alabilir.
Sık yapılan hata. Yapılacak işi ürünün bir özelliği olarak yazmak. “Rapor oluşturmak” bir özelliktir; “yöneticime projenin durumunu güvenle anlatabilmek” bir iştir.
← Wizard of Oz testi Bütün kavramlar Yetkisi olmadan liderlik →