Bir ürünün başarısının daha geliştirilmeden göstergelere bağlanması ve bu göstergelere ulaşılamazsa ürünün ekip, ürün ve teknoloji açısından nasıl kapatılacağının ya da devredileceğinin planı. Olabilirlik sunumunun on ikinci sorusudur.
Başarısız olduğu halde portföyde kalan ürünler hem doğrudan maliyet hem de fırsat maliyeti yaratır: ekip, bütçe ve yönetim dikkati değer üretmeyen bir ürüne bağlı kalır. Çıkış stratejisi bunu önlemek için ürün geliştirilmeden önce yazılır. Hangi göstergeye, hangi tarihte ulaşmazsak duracağız? Durursak ekibe, müşterilere ve teknolojiye ne olacak? Çıkış yolları birleşme, satış, devir, iç kullanıma dönüştürme ya da kapatma olabilir.
Çıkış stratejisinin asıl işlevi psikolojiktir. Önceden belirlenmemiş bir çıkış, başarısı kanıtlanmamış ürünlerin bile portföyde kalmasına yol açar; çünkü kimse kendi ürününü kapatmak istemez. Ben buna ürün yöneticisinin aşk sendromu diyorum. Göstergeyi baştan yazmak, kapatma kararını kişisel bir yenilgi olmaktan çıkarıp önceden verilmiş bir sözün yerine getirilmesine dönüştürür.
Sık yapılan hata. Çıkış stratejisini olumsuz düşünce sayıp atlamak. Çıkışı yazılmamış ürün, başarısız olduğunda da yaşamaya devam eder ve en iyi ekipleri en zayıf ürüne bağlar.